İşletim sistemleri, donanımların birer teknolojik cihaza dönüşmesini sağlıyor. Performansından, teknik özelliklerinden dem vurduğumuz her alet aslında bir yığınken gelişmiş yazılım platformları sayesinde işlenebiliyor. Aksi taktirde işimize yaramayan fiziksel parçalara dönüşür. Sektördeki sistem üreticileri ve geliştiricileri başlıca firmalar olarak boy gösterirken donanımları yani cihazları üreten şirketlerin sayısı çok daha fazla. İlk dönemlere baktığımız zaman bilgisayarlarda dahi işletim sistemleri memnun edecek seviyede işlem görmüyordu. Lakin 2000’lerin başından itibaren 3. parti programları dahi bünyesinde çalıştırabilecek, gelişmiş kapasite ve işleme hafızasına sahip yazılımların paylaşımına başlandı. Microsoft önderliğindeki piyasa kısa süre içerisinde tüm dünyadan ilgi gördü ve milyonlarca liralık satış rakamlarına ulaşıldı. Masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar her eve girmeye başladı ve amiyane tabirle bilişim çağı ortaya çıktı. Zamanla kullanıcıların spesifik ihtiyaçları dahi cevaplanırken tek el klavye kullanımı, kişiselleştirme, muhtelif katmanlı güvenlik önlemleri kurulabiliyor. Hepsine cevap verebilmenin yolu da elbette iyileştirmeler ve güncellemeler sayesinde gerçekleşmekte.

2010’a kadar da PC’lerin hakimiyeti devam ederken yıllar ortaya yeni bir buluşu daha çıkardı. Biraz da çıkarmak zorunda kalındı desek yanlış olmaz. Zira insanlar artık belirli bir yere stabil şekilde kalarak teknolojiden, bilişimden faydalanmakla yetinmeyip fazlasını talep ediyordu. Halihazırda ofiste bilgisayar başında çalışanlar kadar bu cihazları keyfi amaçlarla tercih edenler de var. Bahsettiğimiz ikinci kitlenin talebi artık hareket halinde de istenilen işlevleri yerine getirmekti. Söylenen durum da işletim sistemlerinin mobil cihzlara entegrasyonuyla sağlandı. Artık bilgisayarlarınızda yaptığınız neredeyse her şeyi akıllı telefonlarda yapabilmeniz mümkün. Üreticilerin geniş boyutlu ekran üretmeleri ve hareket alanlarını genişletmeleri kişilerin çoğunluğunu memnun edebiliyor. Konu akıllı telefonlar ve işletim sistemleri olduğunda ele alınacak iki majör isim bulunmakta. Android ve iOS. Google yazılımcıları tarafından geliştirilen ve birçok telefon imalatçısının kullanımına izin verilmiş Android’in geniş kullanıcı kitlesi ve uygulama, çözüm opsiyonları göz kamaştırıyor. Apple imzalı iOS mobil sistemi de kendine has özgün yapıyla dikkat çekip üst düzey güvenlik filtreleri sayesinde kullanıcılarına sağlıklı ve güvenli deneyim sunmakta. Hatta son dönemlerde kullanım deneyimini yukarılara çekmek adına 11. versiyonunda tek el klavye kullanım modunu da çıkardı.

iOS 11’de Tek El Klavye Kullanım Modunu Açımak

iOS kullanıcıları yeni sürümlerini cihazlarına yüklerken yeni bir kullanım moduyla da tanıştılar. Tek el klavye kullanımı sayesinde geçmişteki iPhone modellerine benzer şekilde kullanabilecekler. 5. iPhone’dan sonra ekran boyutlara büyümüş 7 ve 8 ile beraber artık benzer telefonlar büyüklüğünde ekranlar teknoloji marketlerde kendilerine yer bulmuştu. Peki yeni ürünleri satın alan ancak eski klavye türünü sevenler ne yapacak? Bu sorunun cevabını Apple geliştiricileri tek el klavye kullanım modu oluşturarak verdiler.

1. Menüden Settings yani ayarlar kısmına ulaşın. Genel sekmesinden Keybordars seçeneğine tıkladıktan sonra One handed keyboard’a dokunun. Yeni ekranda Disabled, Right ve Left seçenekleriyle karşılaşacaksınız.

ios-11-tek-el-klavye-modu

2. Disabled seçeneğine tıklarsanız tek elle klavyeyi devre dışı bırakırsınız. Right ekranın sağında, Left’se solunda konumlandırıyor.

ios-11-tek-el-klavye-modu-disabled

3. iPhone’da tek el klavye kullanım modunu aktifleştirmenin diğer bir yolu da klavyeyi görüntüleyebileceğiniz uygulamaların birini açtığınızda emoji butonuna tıklayıp basılı tutarsanız yine yerleşimi düzenleyebilirsiniz.

Kaynak : Mobil13



CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz